3I ATLAS'ın Dünyamıza Yakın Geçişi
Bilim insanlarına göre “3I/ATLAS” Güneş Sistemimizin dışından gelen yıldızlararası (interstellar) kuyruklu yıldız olup tam adı C/2025 N1 (ATLAS) dır.
Bugüne kadar Güneş Sistemimize ait olmayıp başka yıldız sistemlerinden çıkıp gelen 3 onaylanmış nesne bulunmaktadır. Bunlardan ilki 2017 yılında keşfedilen “11/Oumuamua”, ikincisi 2019 yılında keşfedilen “21/ Borisov” ve sonuncusu da "3I/ATLAS" tır."
Samanyolu galaksimizin merkezinde yer alan Yay Takımyıldızı yönünden geldiği tahmin edilen 3I/ATLAS adlı yıldızlararası cisim ilk kez 1 Temmuz günü Şili'deki Atlas teleskobu tarafından fark edildi.
Ardından astronomlar yörüngesini hesaplamak için harekete geçince bu nesnenin hiperbolik bir yörüngeye sahip bulunduğunu yani Güneş sistemine girip akabinde çıkacak bir ziyaretçi olduğunu tespit ettiler.
Genel olarak kuyruklu yıldızlar eliptik yörüngelerde dönerken ve Güneşe bağlı kalırken 3I/ATLAS gibi yıldızlararası nesneler sistemimize yüksek hızla girip çıkarlar.
Bu nesne tipik bir kuyruklu yıldız gibi buz ve tozdan oluşuyor ancak Güneş Sistemi dışından geldiği için bileşiminin biraz farklı olabileceği öne sürülüyor ve bol miktarda su içerdiği tahmin ediliyor.
3I/ATLAS’ın insanlığın karşılaştığı en eski kuyruklu yıldız olabileceği belirtiliyor. Yaşının yaklaşık 7 milyar yılın üzerinde olabileceği yani 4,6 milyar yıllık Güneş sistemimizden çok daha yaşlı olabileceği düşünülüyor.
Astrofizikçi Avi Leob bu nesnenin tıpkı bir önceki Oumuamua gibi doğal bir nesne olmadığını, ileri bir teknoloji olabileceğini ileri sürdü. Bilim camiası bu savı spekülasyon olarak değerlendirdi.
Bilim camiasının dışında özellikle Twitter ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında 3I/ATLAS ile ilgili komplo teorileri havada uçuştu. İnsanlar bu nesnenin kuyruklu yıldıza benzemediğini, kuyruğunun yok denecek kadar belirsiz olduğunu öne sürdü.
Bu doğal olmayan nesnenin yüksek teknolojiyle gizlenmiş bir uzay gemisi olduğunu, hatta Annunaki istilası ve Nibiru’nun habercisi olabileceği şeklinde yorumlayanlar oldu.
Dahası bu yapay kuyrukluyıldızın “Truva Atı” işlevi göreceği ileri sürüldü. Ayrıca NASA’nın niye suskun kaldığı ve görüntüleri yayınlamadığı da çokça konuşuldu. NASA ise yaptığı açıklamada 3I/ATLAS’ın Dünya için tehlike oluşturmayacağını söyledi.
Güneş sistemimize giren bu beklenmedik misafir insanların uzay hakkında merakını körüklemekle birlikte sosyal medya tartışmaları pek çok yanlış bilginin hızla yayılmasına neden olduğundan hatırı sayılır bir bilgi kirliliğine de yol açtı.
Ellen Tsang bu konudaki düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor;
“Neredeyse tüm bilim insanları onun bir kuyrukluyıldız olduğuna katılıyor. Fakat bu “uzaylı ziyareti” ya da “insanlığın sonu” spekülasyonlarına engel olamadı”
Hatırlarsanız bir zamanlar da aynı farfaracı tayfa “21 Aralık Dünyanın Sonu” diye velvele yapmıştı. Bu nedenle ciddi araştırmalara dayanmayan, sağdan soldan toplanan kestirme bilgilere her zaman temkinli yaklaşmakta yarar var.
19 Aralık tarihinde dünyamıza en yakın noktadan (270 milyon km) güvenle geçecek olan 3I/ATLAS üzerinden bilim insanları kuyrukluyıldızlar hakkında önemli ip uçları yakalamayı hedefliyor.
19 Aralık Cuma günü Dünyamıza en yakın konuma gelecek olan 3I/ATLAS ile ilgili yapılacak gözlemlerle birlikte Jüpiter geçişi sırasında Juno’nun kaydedeceği verilerin de konun aydınlanmasına ışık tutacağı belirtilmekte.
Şu an ortalıkta uçuşan sorulara bakacak olursak;
3I/ATLAS doğal bir kuyrukluyıldız mı?
İleri teknolojilerle kamufle edilmiş dünya dışı medeniyetlere ait bir araştırma gemisi mi?
Bilim-kurgu malzemesi mi?
Bir komplo teorisi mi?
3I/ATLAS’ın ne olduğu zaman içinde ortaya çıkacaktır. Bugünden kesin bir şey söylemek mümkün görünmese de bir öngörümde bulunmak mümkün. Bu nesne eğer doğal bir kuyrukluyıldız ise dünyamıza hatırı sayılır bir virüs kolonisi bırakabilir.
Ne alaka diye düşünen varsa açıklayayım tıp literatüründe viral bir rahatsızlık olan gribin adı “influenza” olarak geçer. Latince influentia “yıldızlardan gelen gizli kuvvet” gibi bir anlam taşır (1)
Bu süreçte enfeksiyonlara karşı dikkatli olmanızda yarar var zira her kuyrukluyıldız dünyamıza yakın geçerken tozunu toprağını silkelediğinden virüsler ve bakteriler atmosferimizden süzülüp canlı varlıklar üzerinde koloni kurur. Bu sembiyoz birliktelik sonucunda onlar yaşama ve çoğalma imkânı bulurken biz hastalanırız.
Bu nedenle daha önce görülmemiş farklı yapılarda virüs salgını veya dirençli bakterilerle karşı karşıya kalabilir ve bir enfeksiyon patlamasına tanık olabiliriz.
Ayrıca bu hususta Stephen Hawking’in uyarısını da dikkate almakta yarar var;
“Yaşam yıldız sisteminden yıldız sistemine ve gezegenden gezegene meteorlar üzerinde taşınır”
Kim bilir belki de Hawking’in sözleri yeryüzünde oluşan yaşamın virüs kaynaklı olabileceği görüşünü içeren “panspermia” teorisini dikkate alma zamanının geldiğini işaret ediyordur.
Velhasıl 3I/ATLAS'ın dünyamıza hediyesinin ne olduğunu bekleyip göreceğiz...
Dip not:
(1) İnfluentia; from the belief that epidemmics were due to the influence of stars) Bu konuyla ilgili websitemizden “Grip (Influenza) Gökten Yere İnen Davetsiz Bir Misafir mi?” başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Kaynakça;
1) Evrim Ağacı- 3I/ATLAS Nedir?
2)NASA SCience- Kuyrukluyıldız 31/ATLAS
3) BBC com- Uzaylı ziyareti teorilerine yol açan 3I/Atlas Kuyrukluyıldızı
4) Nazan Öngiden-Eylül Esintisi II.cilt












Yorum Yazın