Ağacı Bahara Cesaretlendirmek
Her ilkbahar arifesinde sosyal medyada Neo-Paganizme atıfta bulunan şairane bir tabir dolanıyor;
“Ağacı Bahara Cesaretlendirmek”
İnceleyebildiğim kadarıyla gördüğüm şey zarif bir başlık zayıf bir içerikten ibaret yani tatmin edici bir açıklamadan yoksun. Öncelikle literatüre bu başlıkla geçen antik bir ritüel yok.
Pagan inancında özellikle Kelt, Cermen, Slav geleneklerinde ayrıca Şamanik/Anadolu geleneğinde kışın bitişi ve baharın gelişiyle ilgili “Doğayı uyandırma Ritüelleri” var.
Örneğin Anglosakson/Kelt kökenli “Wassailing” ritüeli, Genel Antik Çağ kökenli “Dendrolatry” ritüeli, Şamanik/Anadolu kökenli “Cemre/Hıdırellez” ritüeli gibi…
Günümüzde biraz modernize biraz da romantize edilen “Ağacı Bahara Cesaretlendirmek” tabirine bu kadim inanışların bir uzantısı olarak ağacı kış uykusundan uyandırmak anlamı yüklenmiş olmalı!
Genel olarak adlandıracak olursak bu “doğayı uyandırma” ritüelleri 21 Aralık Kış Gündönümünden, 21 Mart İlkbahar ekinoksuna kadar uzanır. Bizim kültürümüzde kışın en soğuk dönemi Erbain (40 gün) ve Hamsin (50 gün) olmak üzere iki devreye ayrılır (1)
Kökeni antik çağa uzanan Paganizm doğa merkezli ve çok tanrılı bir inanç sistemidir. Bu inanç sistemine göre doğa merkezi güç olup doğanın unsurları, gök cisimleri de (Güneş, Ay, Venüs, Mars, Jüpiter vb) dahil olmak üzere tanrı ve tanrıçalarla temsil edilir.
Etimolojik olarak Latince Paganus sözcüğü “Kırsal kesimde yaşayan” anlamına gelir. Paganizm de bu sözcükten köken alır. Paganizmin bir kitabı ve otoritesi (peygamber, mesih) yoktur. Sadece doğayı temsil eden iyeleri vardır.
Paganizm doğayı merkeze aldığından doğanın mevsimsel döngülerini kutlar. Genellikle ritüeller açık havada, ormanda, kırda ve su kenarında yapılır. Paganizm inanç sisteminde doğa canlıdır ve bir bilince sahiptir. Bu nedenle doğa ve insan arasında kutsal bir bağ vardır. Bu bağlamda ele aldığımızda;
“Paganizm ne sadece bir din ne sadece bir gelenek ne de geçmişte kalmış bir inançtır. İnsanın doğayla, evrenle kendi ruhuyla barışık yaşama çabasıdır.” (2)
Bu Pagan ritüeli günümüzde Slav ülkelerinde “Kolyada” adıyla kutlanır. Genellikle Moldova, Ukrayna, Belarus, Polonya, Bulgaristan, Rusya ve Romanya’nın özellikle kırsal kesimlerinde köylüler tarafından her yıl kutlanır.
Kolyada sözcüğü “tekerlek, dairesellik” anlamına gelen “Kol” kökünden gelir ve mevsimsel döngüye atıfta bulunur. Antik çağdan günümüze uzanan bu gelenek tarihsel akış içinde Hristiyanlık diniyle iç içe geçmiştir.
Dolayısıyla pagan gelenekler gitgide aslından uzaklaşmış, Noel ve Epifani (12 gece) dönemiyle birleştirilerek bir nevi Noel şarkıları söyleme geleneğine dönüştürülmüştür.
Kitaplı dinler maalesef astronomik pek çok olguyu alıp din kılıfına bürümekte son derece mahir. Oysa özünde doğayı ve tüm canlıları kucaklayıcı ve bütünleyici bir amacı olduğundan hiçbir dine mal etmek doğru değildir (3)
Bu nedenle orijinine sadık kalarak tüm insanlık ailesinin ortak bir değeri ve ortak bir kültürü olarak kabul edilip kutlanmalıdır. Günümüz uygulamasında kadınlar başı çekerek ağaçların dallarına kırmızı kurdeleler ve renkli kumaş parçaları asar. Rengarenk giysileriyle, el ele tutuşup kuru ağaçların etrafında şiirler ve şarkılar söyleyerek dolanır, yeniden yeşermesi ve çiçek açması için ağacı uyandırmaya çalışır.
Ağaçlara sevgiyle sarılıp, şefkatle konuşmak, nazikçe okşamak tıpkı insanları olduğu gibi ağaçları da cesaretlendirerek kıştan bahara geçişi kolaylaştırır. Bir tutam cesaret, bir tutam umut, bir tutam sevgi insanlara olduğu kadar ağaçlara da iyi gelir.
Kış festivalinde köylüler kendileriyle birlikte atlarını ve arabalarını da süsler, kadınlı erkekli hepsi bir araya toplanır, yiyip, içip eğlenir, dileklerle, dualarla şifalanır ve ritüeli tamamlar (4)
Bundan sonrası bekleme evresidir çünkü kışın kalbinde bahar saklıdır. Tohum çatlayıp hayat enerjisi dışarıya fışkırdığında ilkbahar tüm ihtişamıyla doğacaktır. Kış uykusundaki ağacın özsuyu (yaşam enerjisi) akışkanlık kazandığında ve kötü ruhlardan (don, kıtlık) arındığında ağaç uyanacaktır.
Bir yerde ağacı bahara cesaretlendirme eylemi aynı zamanda insanın kendisinin de atalet ve durgunluktan sıyrılarak canlanma ve yaratıcılığını sergileme çabasına karşılık gelir.
Bu kadim ritüelin uygulanması ülkeden ülkeye bazı farklılıklar göstermekle birlikte özünde aynıdır; tüm evreni kuşatan “döngüleri” insanın hatırlaması ve doğayla saygı dolu bir ilişki kurarak barış içinde yaşamasıdır.
Evrende döngüsel olmayan hiçbir şey yoktur. Galaksilerden gezegenlere, atomlardan hücrelere dek evrende ne varsa hepsi dairesel hareket eder. Buna 4.boyut dediğimiz “zaman” kavramı da dahildir.
Büyük alem (Makro kozmos) dönünce küçük alem (Mikro kozmos) da döner. Dolayısıyla bu dönme prensibi ritüellere de sirayet eder ve bir grup dinamiği oluşturur.
Bu gökle yeri bağlayan dönüşe anlamlı bir örnek semazenlerin dönüş törenidir. Gökte gezegenlerin dönmesine yerde semazenler de dönerek mukabele eder.
Semazen yukarıya dönük sağ avuç içiyle aldığı enerjiyi aşağıya dönük sol avuç içiyle yere aktarır. Böylece enerji daha büyük dalgalar halinde semazenden çıkıp kâinata yayılır ve bir “sevgi çemberi” hasıl olur.
Sevgi kâinatın kalp atışıdır. Her şey sevgiyle var olur, sevgisizlikle yok olur. Ağacı Bahara Cesaretlendirmek ritüelinin temel amacı insan ve doğa dayanışmasını güçlendirmek, var olan hayatı besleyip desteklemektir.
Dipnot:
(1) Web sitemizdeki “Erbain ve Hamsin Günleri” başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
(2) Uplifers com’dan aktarılan.
(3) Bu astronomik olguları dinsel olgulara çevirme kurnazlığına “21 Aralık Tarihinin Önemi” ve “Kış Gündönümü” yazılarımda yer verdim.
(4) Kış gündönümü kapsamında kutlanan festivallerden bazıları Yule (İskandinav ülkeleri), Koliada (Doğu Avrupa) ve Saturnalia (Roma) olarak sayabiliriz.
Kaynakça:
(1) HT Hayat- Ağacı Bahara Cesaretlendiren Kadınlar
(2) Uplifers Com- Pagan Nedir? İnançları, Ritüelleri ve Günümüze Yansımaları
(3) Nazan Öngiden- Eylül Esintisi Arşivi












Yorum Yazın