Çağının Ötesinde Bir Kadın Hypatia
8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” nün önemine atfen Eylül Esintisi’nde çağının çok ötesine düştüğü için antik dönem yobazları tarafından işkence edilerek öldürülen Hypatia’nın yaşam öyküsüne yer verdik.
Hypatia ile ilgili bilgiler günümüze tam olarak ulaşmadığından onu nesnel bir biçimde değerlendirmek zordur. Bu nedenle onu mümkün olabildiğince eğrisiyle ve doğrusuyla ele almaya çalıştık. Genellikle Hypatia edebiyat ve sanata abartılı bir şekilde yansıtıldığı gibi tarihsel gerçeklik yerine de ideolojik amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.
Bu durum Hypatia ile ilgili farklı hayat öykülerinin kurgulanmasına neden olduğundan bilgi kirliliğine yol açmıştır. Fransız düşünür Volter’ den, İngiliz romancı ve tarihçisi Charles Kingsley’e (Hypatia ya da Eski Yüzle Yeni Düşmanlar-1853) Carl Sagan’dan (Cosmos TV Dizisi-1980) Alejandro Amenabar’a (Agora filmi 2009) kadar yazarlara, şairlere, oyunculara ilham kaynağı olmuştur.
Eski kaynakların çoğunda Hypatia olağanüstü güzel, zeki, bilgili, erdemli bir kadın astronom, matematikçi ve filozof olarak geçer. Bir kısım tarihçiler onun MS 355 dolaylarında bir kısım tarihçiler de MS 370 dolaylarında İskenderiye’de doğduğunu belirtir.
Hypatia matematikçi Theon’un kızıdır. Annesi hakkında hiçbir bilgi yoktur. Hypatia MS 400’lü yılların başında İskenderiye’de matematikçi babasının oluşturduğu bilim ortamında seçkin çevrelerden gelen öğrencilere ileri düzeyde felsefi bilgiler aktaran parlak bir öğretmendir.
İskenderiye Üniversitesinde hoca olan Theon matematik, astronomi ve astroloji disiplinlerinde uzmandır. O dönemde astronomi matematiğin bir dalı, astroloji ise her ikisinin de bir uzantısıdır. Theon, Ptolemeus’un matematik ve gökbilim metinlerinin başarılı tefsircilerindendir.
Çalışmalarını kızı Hypatia ile birlikte yürüten Theon’un eserlerinden bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Theon kızından farklı olarak Platon ve Aristo’nun ilkeleri yerine Hermes’in görüşlerini yeğlemiş ve tanrının iradesini dile getirdiğine inandığı kuşların ötüşüne ayrı bir önem vermiştir.
Neo-Platoncu felsefe üzerine dersler veren Hypatia’nın yeteneklerinin babasını aştığı rivayet edilir. Ptolemeus’un Algemest III cidinin Theon tarafından yapılan tefsirini inceleyen Cameron, Hypatia’nın yalnızca babasının tefsirini değil, Almegest’in asıl metnini de düzelttiği sonucuna varır.
Bu eser Güneş, Ay ve gezegenlerin konumlarını, yıldızların doğuş ve batışlarını, Güneş ve Ay tutulmalarını hesaplamak için gereken verileri tablo halinde sunduğundan etkisi yüzyıllar boyunca önemini korumuştur.
Cameron’nun görüşüne göre Hypatia’nın dersleri arasında Yeni Platon'culuğun “incili” olarak görülen ve gizli öğretiler içeren “Keldani Kehanetleri” de yer alır. Synesius’a göre de Hypatia’nın verdiği dersler dini törenlere benzediğinden ayinsel bir nitelik taşır ve sözcüklere dökülemeyecek gizler barındırır.
Hypatia’nın eşine az rastlanır bir kişiliğe ve sağlam bir ahlaka sahip olduğunu, öğrencilerini daha yüksek bir bilgi alanı olan “tanrısal geometri” ye yönlendirdiğinden söz eder. Ona göre gökbilimin kendisi tanrısal bir bilgi türüdür. Gökbilim derslerinde Ptolemy’den yararlanan Hypatia öğrencilerinin büyük hayranlığını ve saygısını kazanmıştır.
Hypatia’nın çığır açan bilimsel icatları ve keşifleri bulunmamasına rağmen onun düzlem usturlabı ve hidrometreyi icat ettiği öne sürülmüştür. Oysa usturlabın icadı Hypatia zamanından en az 500 yıl öncesine aittir.
Ayrıca geocentric (yer merkezli) kozmolojik görüşü reddeden, “heliocentric (güneş merkezli) kozmolojik görüşü benimseyen hatta gezegenlerin eliptik yörüngelere sahip olduğunu keşfeden radikal bir yenilikçi olarak tasvir edilmesi de bir fantezidir zira aslı yoktur. Ancak onunla ilgi yapılan Agora filminde aslı olmayan pek çok bilginin yer aldığını görürüz.
Hypatia’nın kendi yazdığı özgün bir eseri bulunduğuna dair elimizde bir kanıt yok. Ancak bu onun akıl ve bilimsel zenginliğe sahip olmadığı anlamına da gelmiyor. Sadece onun matematik ve astronomiye yaptığı katkıları abartmadan ele almak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Bizans Ansiklopedisi Suda (MS 10 yy) Hypatia’ya üç önemli eser atfeder;
-MÖ 3 yüzyıl bilgini Pergalı Apollonius’un Konik Kesitleri üzerine bir yorum,
-Batlamyus’un Pratik Tabloları üzerine bir yorum,
-MS II ile III yüzyıl matematikçisi İskenderiyeli Diophantus’un Aritmetika’sı üzerine bir yorum.
Hypatia’nın yaptığı yorumlar da günümüze ulaşmadığı gibi kendisinin bilimsel bir icadı da bulunmaktadır. Ancak Apollonius ve Diophantus’un eserlerini incelemiş olması gelişim düzeyi hakkında bir fikir verir.
Öğrencisi olan Synesius’un ruhsal kılavuzu olarak gördüğü Hypatia’ya yazdığı “Filozof Hypatia” başlıklı en az 7 mektubu bulunur. Synesius dostu ve hocasından “Kutlu Hanımefendi” diye söz eder ve Platon için kullandığı “aziz” unvanını Hypatia’ya da yakıştırır.
“Hypatia öğrencilerinden Platon’un öğretilerini izlemelerini, zihinlerini ve kalplerini zorlayarak içimizde gömülü olan gözü, iç benliklerinde bulmalarını ister / Benliğimizin derinliklerinde keşfedilmeyi bekleyen bu zihin gözü aklın ışıldıyan çocuğu maddenin zincirlerini kırarak bireyin aşkın dünyayı görebilmesini sağlar/ …ama Platon’un öğretileri doğrultusunda bu zihin yüceliğine ulaşmak için insanın tüm yaşamı boyunca bilişsel güçlerini geliştirmesi gerekir” (1)
Maria Dzıelska da şu hususları ekler;
“Hypatia’nın tilmızlerine “tanrısallıkla birleşme” dedikleri duruma erişmeleri için gösterdiği yolda ilerleyebilmek için büyük bir zihinsel çabaya ve ahlaki kusursuzluğa gerek vardır. Bilgelik tek başına yeterli değildir. Hypatia onlara bilginin sınırında yer alan bu sezgiye nasıl sahip olabileceklerini öğretmeye çalışmıştır”
Tarihsel bağlamda Hypatia’nın Pagan bir Neo-Platonist filozof olduğu görüşü ağırlıktadır. Neo-Platonizm geç antik dönemde Platon öğretilerini yeni bir anlayışla ele alan felsefe okuluna verilen addır. “Bir” olarak tanımladıkları her şeyi kapsayan teklik ilkesine dayanır.
Hypatia “Bir” in tefekkürü yoluyla aydınlanmayı hedefler. Neo-Platonistler matematiği kutsal ve Tanrının sırlarını çözmenin anahtarı olarak gördüklerinden Hypatia’nın bu felsefenin temsilcisi olması haliyle bağnaz çevreleri rahatsız eder.
Öğrencileri Hypatia’nın evinde kulaklarıyla işittikleri ve gözleriyle gördükleri her şeyi tam bir gizlilikle saklayacaklarına and içerler. Bunun amacı bu gizleri önemsizleştirecek ve anlamsızlaştıracak kişilerin eline geçmesine engel olmaktır.
Hypatia yaşadığı şehrin ileri gelenlerini tanır, insanlar üzerindeki nüfuzu oldukça güçlüdür ve çevresine yaydığı etki İskenderiye’den Konstantinopolis’e, Suriye’ye, İznik’e kadar uzanır. Ancak Cyril’in İskenderiye başrahibi olmasıyla koşullar değişmeye başlar ve kısa bir süre sonra Hypatia’nın İskenderiye’nin nüfuzlu kesimi üzerindeki etkisi başrahip Cyril’ de rahatsızlık yaratır.
Edward Gibbon gibi ironik bir tarihçi Cyril, İskenderiye kilisesi ve Hypatia üzerine şunları yazar;
“Kısa süre sonra Cyril, Greklerin dinini öğretmeyi sürdüren ve Orestes ile dostça ilişkileri bulunan bir bakirenin kurban edilmesini istedi ya da bu isteğe rıza gösterdi. Matematikçi Theon’un kızı olan Hypatia babasının aşıladığı bilim dallarında yetişmişti. Bilimsel araştırmaları Apollonius ve Diophantus’un geometrisi üzerine ışık tutmuştu ve Atina ile İskenderiye’de Platon’un ve Aristo’nun felsefesini okutuyordu. Parlak güzelliğine akılcılığın olgunluğunu da katan bu alçakgönüllü kız aşıklarının yalvarmalarını geri çeviriyor ve öğrencilerine ders vermekle yetiniyordu” (2)
Edward Gibbon devam eder;
“Cyril de bu kızın akademisinin kapısında bekleşen atlı ve köleli büyük kalabalığı kıskanç bakışlarla gözlemliyordu. Hristiyanlar arasında yayılan söylentilere göre prefect ile başpiskopos arasında anlaşmaya tek engel Theon’un kızıydı ve bu engel hemen kaldırılmalıydı. Kutsal Lent günlerinden birinde evine dönmekte olan Hypatia arabasından indirildi, giysileri çıkarıldı, kiliseye sürüklendi Lektör Peter ile acımasız bağnazların oluşturduğu bir güruh tarafından öldürüldü. Bu yobazlar onun vücudunu midye kabuklarıyla doğradılar ve hala çırpınmakta olan organlarını ateşe attılar. Bu alçakça cinayet üzerine açılan soruşturma hemen sağlanan parayla durduruldu. Ne var ki Hypatia’nın öldürülmesi İskenderiyeli Cyril’in karakterini ve dinini silinmesi olanaksız bir lekeyle kirletti.” (3)
İskenderiye o dönemde büyük Roma İmparatorluğunun gözde şehirlerinden biridir. Kozmopolit bir kültüre sahiptir. Üniversite ve kütüphaneleri ile ünlüdür. Burada çok tanrılı (Pagan) inanç hakim olmakla birlikte Yahudi nüfusu da yoğundur. Hristiyanlığı yayma görevi üstlenen Cyril, Yahudileri İskenderiye’den kovmaya çalışınca Pagan, Hristiyan ve Yahudiler arasında kanlı din çatışmaları meydana gelir.
İskenderiye’nin dik başlı valisi Orestes kendisini destekleyen nüfuzlu kişilere de dayanarak baş rahibin yaptıklarına karşı çıkar. Orestes göreve başladığından beri Hypatia ile de aralarında sıkı bir dostluk vardır. Ne var ki Cyril tarafından bu dostça ilişki Hristiyanlık dinin önündeki bir engel olarak algılanır.
Cyril inatçı, kendini beğenmiş ve despot bir adamdır. Orestes de dik başlı ve nüfuzludur. Şehrin seçkin zümresinin bir bölümü Orestes’i desteklerken bir bölümü de Cyril’den yanadır. Dönem tarihçisi Damascius’un aktardığına göre;
“Tüm şehir Hypatia’nın üzerine titremekte, ona tapmakta ve onu ödüllere boğmaktadır. Böylesi bir yüceltmeyi Cyril düşleyemez bile, başrahipliğe geldiği günden beri istenmeyen ve sevilmeyen biri olmuştur. Cyril bu zayıflığının farkındadır ve Orestes ile giriştiği mücadelede yenilgiye uğramaktan korkmaktadır” (4)
Hatta keşiş Philammon meraktan ve ününe duyduğu ilgi yüzünden Hypatia’nın derslerine girer. Amacı onun öğretilerini çürütmek ve dinini değiştirmesini sağlamaktır fakat tam tersine Hypatia’nın en sadık tılmizlerinden biri haline gelir.
“Keşiş Philammon, Hypatia’da Homer tanrılarına olan yalın inancı aşan derin bir dinsellik bulur, dostlukları aşkla karışık Hypatia’nın ölümüne dek sürer.” (5)
Cyril’in adamları seçkin zümreyle muhatap olan Hypatia’nın halktan kopuk oluşundan yararlanarak ayak takımı arasında onun “kara büyü” ile uğraştığı yalanını yayar. Böylece bir “cadı masalı” kurgulayarak Hristiyan-Yahudi çatışmasına neden olarak da Hypatia’yı gösterir.
“Hypatia’nın üstüne ders verdiği konular hakkında hiçbir şey bilmiyor, ne izlediği ilkeleri, ne de savunduğu değerleri anlıyorlardı. Hypatia’nın bağımsızlığı, anlaşılmazlığı, mesafeliliği, felsefi enginliği kuşkusuz sinirlerine dokunuyordu/… Nikiu’lu John’ın bakış açısına göre cadının yakılması Hristiyanların ve tanrının ortak isteğinin gerçekleşmesinden başka bir şey değildi.” (6)
Hypatia’nın ölümünden sonra Orestes’e ne olduğu belirsizdir. Cyril ise İskenderiye’de istediği güçlü konumu ele geçirmiş ve 32 yıl görevini sürdürerek Katoliklik mezhebine kazandırdığı zaferi kötüye kullanmaktan kaçınmamıştır (7)
“Kuşkusuz Cyril olayı çok tanrılığa ve büyü, sihir gibi şeylere karşı verilen bir savaş gibi ortaya koymuş, olay resmi klise tarihine de böyle geçmiştir. (8)
Antik çağ ve kilise tarihçisi “Le Nain de Tillemont” da Hypatia’nın ruhuna, kişiliğine, çileci bakire yaşamına övgüler dizer. Hypatia yaşamının sonuna dek bakire kalır. Tyanalı Apollonius’a atfedilen; “Bir zamanlar hem oğlan hem kızdım” sözleri Hypatia’ya da atfedilir.
Ayrıca olağanüstü güzelliği ve erdemi de şiirlere konu olur. İskenderiyeli bir şair olduğu sanılan Palladas’ın dizelerinde şu şekilde geçer;
“Saygıdeğer Hypatia, sen bizzat aklın güzelliği, Bilgeliğin eşsiz yıldızısın”
Hypatia şiirde bakirenin gökbilimsel simgesi olan Başak Takımyıldızı (Virgo) ile birlikte anılır (9)
Maria Dzıelska edebi eserlere ve filmlere konu olan Hypatia ilgili olarak önemli bir uyarıda bulunur;
“Hypatia’nın çok tanrılıların hayranlık duyduğu, Hristiyanların nefret ettiği ünlü bir düşünür ve matematikçi olduğu, başrahip Cyril ve taraftarlarınca haksızca ve zalimce öldürüldüğü ve bunun gibi öğelerin sayısız çeşitlemelerle yinelendiği yazınsal gelenek, pek az eski kaynakla örtüşmektedir.” (10)
Agora filminde Hypatia'nın öldürülüş sahnesi romantize edilmiştir. Güya Hypatia’ya aşık kölesi acı çekmemesi için onu boğarak öldürür ve katletmeye gelen güruha bayıldığını söyler. Filme göre Hypatia ölüme gittiğinde gençtir.
Oysa John Malalas, Hypatia öldürüldüğünde 60’lı yaşları sürdüğünü belirtir. Filmde tarihsel gerçeklerle uzlaşmayan başka sahneler de vardır. Ayrıca Hypatia’nın bir talibini kanlı adet bezini göstererek reddettiğine dair sahne Damaskios’un verdiği bilgiye dayandırılsa da muhtemelen uydurmadır. (11)
Her şeyden önce Hypatia’nın felsefi görüşleri dogmatik ve uydurma din öğretilerini tehdit etmektedir. Pisagorcu Lysis’in deyişiyle;
“Ayaktakımına felsefe anlatmak, tanrısal şeyleri küçük düşürmekten başka bir işe yaramaz” (12)
Maria Dzıelska’ ya göre;
“Bu saptama, felsefenin seçkin çevrelerin elinden çıkması halinde özünü yitireceği yolundaki ortak kanılara uygun düşmektedir. Birtakım şarlatanlar ve sahte filozoflar, cahilleri etkilemek için tanrısal gerçeklerden yararlanacak, kutsal doğruları kirletecektir. Çünkü ayaktakımının tanrının ve evrenin gizini anlayabilmesi olanaksızdır.” (13)
Hypatia kadınların evlere kapatıldığı, eğitim görmediği bir çağda iyi bir eğitim aldığından ayrıcalıklı bir konumdadır. Üstelik hem güzel hem zekidir. Seçkin ve vakurdur. Sağlam duruşuyla kadınlık kavramını değiştirmiştir. İtaat eden bir kadın değil sonuna dek özgürlüğü seçen bir kadın figürüdür.
Günümüzde Hristiyanlığı savunan bazı kesimlerce her ne kadar Hypatia’nın dini inançlar sebebiyle öldürüldüğü görüşüne itirazlar yükselse de şu bir gerçek ki Hypatia, Hristiyan fanatiklerce vahşice katledilmiştir.
O dönemde Paganizm ve Museviliğe karşı palazlanmaya başlayan Hristiyanlık Roma İmparatorluğunun gözde kültür merkezi olan İskenderiye’yi kana bulamıştır. Elbette bu din savaşlarının arka planında insanların iktidar tutkusu, siyasi hırsları, kibirleri ve aç gözlülükleri saklıdır.
Beşinci yüzyıl kilise tarihçisi Socrates Scholasticus’un tespitine göre;
“Yönetici sınıftan kimselerin Hypatia’nın saygınlığına ve talihine duyduğu kıskançlıktır” (14)
Leconte de Lisle’nin Hypatia için yazdığı şiirde şu dizeler göze çarpmaktadır;
“Platon’un ruhu, Afrodit’in bedeni,
Ebediyen Hellas’ın güzel göklerine çekildi.”
Hypatia’da “Platon’un ruhu” ve “Afrodit’in bedeni” bir aradadır. Güzellik (Afrodit) ve zeka (Platon) betimlemesi Umberto Eco’nun müthiş tespitini de teyit eder;
“Güzelliğin zekayla birleşmesi olağanüstü bir niteliktir.”
Doğa bu olağanüstü özelliği her insana sunacak kadar cömert olmadığından ne yazık ki bu nadir insanların değeri pek bilinmez.
Her çağda, çağın ilerisinde olanlara karşı çağın gerisinde kalanlarca uygulanan bir kıyım vardır. Tarihsel akışta oyuncular değişse de senaryo hiç değişmeden kaldığından Hypatia gibi kadınlar baş tacı edileceği yerde kurban edilmektir.
Dipnot:
(01) Mek.137- Mek.139 ve 137/Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia
(02) Edward Gibbon- Roma İmparatorluğunun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi 5.Cilt/S.143-144
(03) Edward Gibbon- Roma İmparatorluğunun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi 5.Cilt/S.144
(04) Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/ S.103
(05) Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/ S.16
(06) Socrates’in yazdıklarından- Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/S. 107-112
(7) Edward Gibbon- Roma İmparatorluğunun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi 5.Cilt
(8) Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/S.109
(9) Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/ S.33
(10) Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/ S.26
(11) Benim bu konudaki görüşüm Hypatia gibi mükemmel bir eğitimden geçen ve yüksek zümrenin görgüsüne sahip bir kızın bu tür avam bir davranış sergilemeyeceğidir. Gereksiz, saçma bir sahne.
(12) Mektup 143/Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/ S.63
(13) Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/ S.63
(14) Socrates anlatısı/Maria Dzıelska- İskenderiyeli Hypatia/ S.114/ Ayrıca Socrates bir ayrıntıyı da dile getirir;
“Giysilerini çıkardıktan sonra onu kırık çömlek parçaları ve ostraka ile öldürdüler. Bedenini paramparça ettikten sonra Cinaron diye bir yere götürüp gömdüler.”
“Ostrakon” antik çağda genellikle bir vazo veya toprak kap parçalarına verilen addır. Caesarion Kilisesine götürülmesinin dini mesajı ise açıktır; Paganlığın cezalandırılması.
Kaynakça:
1) İskenderiyeli Hypatia- Maria Dzıelska
2) Edward Gibbon- Roma İmparatorluğunun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi 5.Cilt
3) İskenderiyeli Hypatia-Ateistler İçin Tarih- www.historyforatheisis.com.
4)NY Christe- “Hypatia-Gerçekte Ne biliyoruz?
5) Spencer Alexander Mc Daniel- “Hypatia Gerçekte Kimdi?
6) Peter Gainsford- Kozmos-Hypatia ve Kütüphane
7) Agora Filmi- Alejabdro Amenabar-2009












Yorum Yazın