Eylül Esintisi - Galler Prensesi Diana'nın Yod Açı Kalıbı

Galler Prensesi Diana'nın Yod Açı Kalıbı

"Dianna ile en ironik şey belki de şudur; kendisine antik av tanrıçasının adı verilen kız dünyanın en çok avlanan insanı oldu" (Charles Spencer)

Peri masalı gibi bir evlilik töreni ile kraliyet ailesine gelin olduğunda tüm dünyanın gözü Galler Prensesi olacak Diana'ya çevrilmişti. Upuzun kuyruğu olan tafta gelinliği, göz kamaştıran taşlarla süslü tacı ile çok güzel ve vakurdu. İç dünyasında ise çok huzursuz ve gergindi... 

Şekil 1; Galler Prensesi Diana'nın doğum haritasındaki yod açı kalıbı.

Prenses Diana'nın yod açı kalıbı Kova burcundaki Jüpiter, Başak burcundaki Pluto ve Yengeç burcundaki Merkür üçlüsünden oluşmaktadır. Pluto ile Merkür birbirine sekstil açı ile bağlanırken ikisi birden apeksteki Jüpiter'e 150 derece açı yapmaktadır. 2.evde konumlanan Jüpiter hem 1.evin (kişilik) hem de 12. evin (kayıplar) yöneticisi iken, 7. evde konumlanan Merkür hem 7. evin (ilişkiler)  hem de 9.evin (medya) yöneticisi. Aynı zamanda Merkür, Güneşle Yengeç burcunda kavuşumda. Pluto ise 8.evde (ölüm) olup 11 evi (gelecek) yönetiyor ve de Başak burcundaki Mars ile kavuşumda. Yod kalıbında yer alan Jüpiter ile Merkür geri harekette. 7.evde Yengeç burcundaki Merkür- Güneş kavuşumu Diana'nın ilişkilerinde fazlasıyla hassas, duygusal, kırılgan ve sübjektif olduğuna, aynı zamanda hislerinin ve sezgilerinin çok kuvvetli olduğuna ve insanlarla derin empati kurabilme yeteneğini de işaret ediyor. Diğer yandan 8.evde Başak burcunda Pluto-Mars kavuşumu takıntılı-saplantılı, manipülatif, psikolojik rahatsızlıklara (Blumia) ve intihara meyilli yapısına vurgu yapıyor. Ayrıca 2. evde Kova burcundaki Jüpiter özgür yanına, geleneklere aykırı, sıradışı ve çılgın davranışlarına karşılık geliyor. Kısacası Yod'un üç ayrı teli üç ayrı tınıda titreşiyor...

Kısaca Yaşam öyküsü; Diana Frances Spencer 1.7.1961 de Sandringham-İngiltere'de aristokrat bir aile yapısı içine doğar. Kökleri Staurt'lara uzanan ailenin baba tarafı 2.Charles soyundan, anne tarafı İrlandalı, İskoçyalı, İngiliz ve Amerikalı karışımıdır. Babası 8.kont Edward John Spencer zengin bir toprak sahibi olup, aile soyunun İngiltere sarayı ile ilişkileri Victoria dönemi ve daha öncesine kadar dayanır. Diana'nın 2 kız ve 1 erkek kardeşi var. Diana 9 yaşındayken anne ve babası boşanır. Diana derinden etkilenir. 28.7.1981 de Prens Charles ile evlenir. 21.6.1982 de ilk oğulu William, 15.9.1984 tarihinde 2.oğlu Harry dünyaya gelir. Charles ile Diana 1992 yılında ayrı yaşamaya başlarlar ve 28.8.1996 da resmen boşanırlar. Diana'nın kraliyet ünvanı düşer. Diana 31.8.1997 de sevgilisi Dodi el Fayed ile birlikteyken Paris'te geçirdiği araba kazasında ölür. Ülkede 6 gün resmi yas ilan edilir. 6.9.1997 de görkemli bir törenle toprağa verilir.

Yod ekseninde hayatından önemli kesitler; Yod'un tipik kendini ifade etme biçimi prenses Diana'nın cümlelerinde hemen kendini ele veriyor;

"kendimi her zaman diğer herkesten farklı ve uzak gördüm, yolumun onlarınkinden farklı olduğunu biliyordum ama nereye gittiğimi bilmiyordum..."

Diana çocukluğunun çok mutsuz geçtiğini anne ve babasının sürekli kendi konuları ile meşgul olduğunu ve annesini hep ağlayan bir kadın olarak hatırladığını söyler. Diana henüz 9 yaşındayken anne ve babası boşanır. Aile içinde bu durumdan en fazla etkilenen Diana ve derin bir depresyona giren babası olur. Diana biri tarafından sevilmeye ve desteklenmeye hararetle ihtiyaç duyar. Çocukluğunda başlayan bu "sevgi açlığını" ömrü boyunca doyuramaz. Mutsuz ve hüzünlü prenses olarak anılır. Diana kaderini değiştiren evlilik teklifini şu şekilde dile getirir;

Şubat 1981 de Charles beni karşısına oturtup,

"benimle evlenir misin" dedi.

Şaka sandım ve güldüm. "tamam, olur" dedim.

O çok ciddiydi "birgün kraliçe olacağının farkındasın değil mi" dedi

"içimden bir ses; kraliçe olamayacağımı ama zor bir rol üstleneceğimi söyledi...

Ona "evet" dedim. "Seni çok ama çok seviyorum" dedim.

O da; "sevgi ne anlama geliyorsa  artık..."  dedi. "Evet,böyle söyledi...."

Diana geriye dönüp baktığında Charles'ın hep bir şaşkınlık içinde olduğunu ve onu samimiyetsiz bulduğunu söyler fakat şuursuzca bu oyunu sürdürmeye razı olur. Prens Charles'ın ne anne ne de babası ile yakın bir duygusal ilişkisi yoktur. Evlenme teklif ettiğinde Diana'nın kendisi için doğru kişi olup olmadığından da emin değildir. Kraliyet baskısı ve görev bilinciyle hareket eder. Diğer yandan Diana'nın hiç erkek arkadaşı olmadığından tecrübesiz, saf ve naiftir. Duygularını şöyle ifade eder;

"Tüm arkadaşlarımın erkek arkadaşı olmuştu ama benim yoktu. Yaklaşmakta olan her neyse onun için düzgün kalmam gerektiğini biliyordum"

Diana'nın aristokrat bir aileye mensup oluşu, tatlı, kibar ve utangaç tavırları saray geleneğine uygun düşer. Hiç bir skandala karışmamış olan adı güven verir. Ancak kraliyet ailesine girmesiyle birlikte kamera flaşlarının yaylım ateşine tutulur, attığı her adım izlenir, sürekli manşet olur. Ne Charles'tan ne de basın bürosundan destek alamadım, bana tek başıma olduğumu söylediler der. Başlangıçta Kraliyet  ailesi bu saf ve tecrübesiz gelin adayının saray geleneklerine meydan okuyacağını ve aşırı bireysellik sergileyerek hanedan için büyük bir sorun teşkil edeceğini tahmin edemez. Süre gelen köklü gelenek dışarıdan gelenleri sindirmeyi hep başarmıştır (1) Ancak Diana da tıpkı Charles'ın yakışıklı ve popüler bir kişilik olan amcası 8. Edward gibi radikal tavırları ile kraliyet tabularını yıkmaktan geri durmayacaktır...

24.2.1981 de Prens Charles ile Lady Diana nişanlanır. Diana saray geleneğine uygun olmayan ve o güne kadar giydiği klasik tarza hiç benzemeyen bir hayli cüretkar dekoltesi olan askısız siyah tafta bir elbise seçer. Prens Charles onu görünce afallar ve sorar; "geceye bu elbise ile gelmeyeceksin değil mi? "

Diana kendisinden hiç beklenmeyen bir kesinlikte cevap verir; "evet, bu elbise ile geleceğim" Charles; "ama siyah renk matem rengidir bizse nişanlanıyoruz..." der fakat Diana inadından vazgeçmez. Nişanda güzelliği ve zerafeti ile tanınan Grace Kelly'de vardır. Diana'nın kıyafet seçimindeki cesur hamlesine rağmen elini, ayağını nereye koyacağını bilemeyen, heyecanlı ve şaşkın hallerine yardımcı olup geceyi kurtarmaya çalışır.

Nişan gecesi gökyüzünde Terazi burcunda geri giden Jüpiter-Satürn partil kavuşumu vardır. Ay ise Akrep burcunda yanan yoldadır Diana'nın doğum haritasındaki Venüs, Tr.Satürn ve Jüpiter kavuşumundan 135 derece, Güneşi ise 90 derece sert açılar almaktadır. Ayrıca Tr. Pluto ve Neptün Yod'un karakteristiği olan 150 derece birleşmeyen açı ile Venüs'ü zorlamaktadır. Diana'nın Yod kalıbı hayatının ilk yarısını kapatıp ikinci yarısını açma hazırlığındadır. Böylece nişan gecesinde Diana'nın görünürdeki naif (1 numara) kişiliğinin ardında pusuya yatan çılgın (2 numara) kişiliği kıpırdanarak Charles başta olmak üzere saray hanedanına ilk şoku yaşatır.

Diana nişanlandıktan 1 hafta sonra Bulimia rahatsızlığına tutulur. Bunda kendi med-cezirli ruh hali kadar aklı başka bir kadına takılı olan Prens Charles'ın ikircikli tavırlarının da payı vardır. Romantik romanları ile ünlü Barbara Cartland, Diana'nın üvey anneannesidir ve romantizme bayılan Diana'nın prenses olma hayalini şekillendirdiği belirtilir. Diana'nın doğum haritasındaki Neptün, Güneş- Merkür kavuşumuna üçgen açı yaptığından onun duygusallığını, hayallerini ve düşlerini beslemektedir.Dolayısıyla Yod kalıbının kendi içindeki karmaşasına Neptün'ün sisi de eşlik etmektedir...   

"Diana büyük işler başaracağına, bunun kaderinde olduğunu aklına koymuştu. Tıpkı bir peri masalındaki gibi..."

Ve 28.7.1981 de 20. yüzyılın en görkemli düğün töreni gerçekleştiğinde tüm dünyanın gözü ve kulağı Buckingham sarayına çevrilir. Britanya Kraliyet ailesine gelin olduğunda Diana 19, Prens Charles ise 32 yaşındadır.

Gökyüzünde gene Satürn-Jüpiter partil kavuşumu vardır bu kez iki gezegen de ileri harekettedir. Diana'nın Yod apeksindeki Jüpiter'e üçgen açı desteği vermektedir. Ne var ki gökyüzü bolca yod kalıbı ile de kuşatılmış durumdadır. Bu 20 yıllık önemli döngü ayrıca Diana'nın doğum haritasındaki Chiron'a birleşmeyen açı yapmaktadır. Terazi burcundaki Pluto ise tepe noktasında dolanarak dünyanın gözü önünde gerçekleşen bu evlilik kanalıyla Diana'nın zorlu bir dönüşüm sürecine girdiğinin ilk sinyallerini vermektedir. Çok çeşitli açı yelpazesiyle Uranüs'ün de bu dönüşümü hızlandıracağı göze çarpmaktadır. Diana sonradan hayat öyküsünü anlattığı gizli röportajda şöyle der;

"Evlendiğim gün hiç mutlu değildim. Düğünü iptal etmeyi hiç düşünmedim ama sanırım hayatımın en kötü günüydü. / Kocama o kadar aşıktım ki gözlerimi ondan alamıyordum / Charles'ın ruh hali sürekli değiştiğinden bana bir sıcak bir soğuk davranıyordu "

Diana çok gençtir ve onu bekleyen şeylere hazır değildir. Neyin içine girdiğinden en ufak bir fikri yoktur. Hüzünlü Prenses gizli röportajında şöyle devam eder;

"Büyük bir rol üstlendiğimin farkındaydım ama nasıl bir işe bulaştığımı bilmiyordum.Hiç bir fikrim yoktu"

Diana evliliğine hep kocasının eski sevgilisi Camilla Parker Bowles'in gölgesinin düşmesinden çok rahatsız olduğunu ve Camilla'nın onda saplantı haline geldiğini, ne kadar olgun davranmaya çalışsa da bu durumu destekleyecek alt yapıdan yoksun olduğunu itiraf eder;

 "bu evlilikte biz 3 kişiydik yani ilişkimiz biraz kalabalıktı"

Diana ekim 1981 de hamile kaldığını öğrenince bütün dikkatini doğacak bebeğine verir ve bunu tanrının bir lutfu olarak görür. 1.6.1982 de ilk oğlu William dünyaya gelir. Prens William da annesi gibi bir Yengeç burcudur. Yeniay çocuğu olduğu için Ay'ı da Yengeç burcundadır. Hatta Kuzey Ay Düğümü de... Dahası tıpkı annesi gibi Yod kalıbı ile dünyaya gelmiştir (Yodu Venüs, Pluto, Neptün arasındadır ve apeksteki Venüs'ün Chiron ile partil kavuşumu mevcuttur. Bu kavuşuma kötücül etkileri ile bilinen sabit yıldız Algol de eklenmektedir) Daha önce Yod'un aile bağlantısına değinmiştik. Prenses Diana gibi Prens Charles'ın da yod kalıbı vardır (Chiron-Ay ve Uranüs arasında/Apekste Chiron vardır) Benzer benzeri çeker yasası... İkisi de yakın ve sıcak ilişkilerden mahrum büyümüştür ve sevgi açlıkları sürmektedir. Bu sevgi açlığı ilk oğul William'ın yod kalıbında Venüs'ün apekste oluşuyla çözüm talep etmektedir (2) Diana 3 yıl sonra 15.9.1984 tarihinde 2.oğlu kızıl saçlı Herry'i kucağına alır. Diana önemli bir itirafta bulunur;

"Harry'nin doğumundan önce Charles ile hiç olmadığımız ve olamayacağımız kadar birbirimize yakındık. Harry doğar doğmaz her şey bitti. Evliliğimiz dibi boyladı"

                                                   

Prens Harry Başak burcudur. Ay ve Kuzey Ay Düğümü Boğa burcundadır. Onun haritasında da Pluto-Neptün-Kad arasında Yod kalıbı mevcuttur. Apekste 29 derece (anaretic) Kuzey Ay Düğümü yer almaktadır. Hanedanlığın evriminde önemli bir rol üstlenerek dünyaya gelmiş gibidir... (3)

Diana'nın hep çok iyi bir anne olduğu ve hayatında hiç bir şey çocuklarına duyduğu sevginin yanına yaklaşamazdı denir. (anaç yönünün güçlü olduğu doğrudur çünkü o bir Yengeç burcudur) Özellikle William'ın annesine çok bağlı ve çok hassas bir genç olduğu, Harry'in ise çok neşeli ve babasına William'dan daha yakın olduğu söylenir. Diana'nın en büyük mutluluğu çocukları olmasına rağmen duygusal krizlerinin sonu gelmez. Yiyemez, uyuyamaz, defalarca intiharın eşiğine gelince psikolojik destek görür ve zayıf özgüveni güçlenmeye başlar. Hayatında bir takım yeni ayarlamalar ve düzenlemeler yapar (Yod harekete geçer) Halkın sevgisinden beslenir ve hayır işlerine gönüllü olur.Tek başına ayakta kalabilmenin yollarını arar. Gene gizli röportaja dönecek olursak, muhabir sorar;

"Sizi uyandıran ne oldu?"

Prenses Diana cevaplar;

"Bulumia galiba!"

Sonrasında kocasının metresi Camilla ile yüzleşmeye karar verir. Aralarında geçen diyalogu aktarır;

"Charles ile aranızda geçenleri biliyorum ve bundan haberin olsun istedim"

 Camilla da bana çok ilginç bir şey söyledi;

"İstediğin her şeye sahipsin. Dünyadaki her erkek sana aşık. 2 güzel çocuğun var. Daha ne isteyebilirsin ki!"

Ben de "kocamı istiyorum" diye cevap verdim. Sürekli yere bakıyordu...

Charles, Camilla ile konuştuğu için onu azarlasa da Diana bu yüzleşmeden sonra kendisini çok daha iyi hissettiğini söyler. Kraliyet ailesine gelin adayı olarak seçildiğinden beri Diana dünyanın moda ikonu haline gelir. Saç şekli, giyimi milyonlarca kişi tarafından taklit edilir. Moda dergilerine kapak olur. Sadece güzelliği ve stili ile değil sahip olduğu pek çok özellik nedeniyle 20. yüzyılın en önemli kadınlarından biri haline gelir. Çeşitli konulardaki otoriteler onunla ilgili aynı görüşte buluşur;

"Diana hiç bir kadında olmayan çok önemli bir güce sahipti; dünyanın dikkatini bir mıknatıs gibi üzerine çekebilme gücü..."