Eylül Esintisi - Kahvehane Çeşitleri

Kahvehane Çeşitleri

Türk kahvehaneleri çay veya kahve içerek sohbet etmek, gazete okumak, tavla ve kâğıt oynayarak vakit geçirmek için gidilen bir yer olması yanı sıra biriyle buluşmak için de tercih edilen mekanlardır. 
Kahvehaneler zamanla aynı meslek erbaplarına veya aynı dünya görüşünü paylaşan kişilere göre dallara ayrılmıştır. Kahvehanelerin merkezi İstanbul olmakla birlikte Anadolu ve Balkan şehirlerine de hızla yayılmıştır. Tarihsel yolculuğu içinde dönüşüm geçiren kahvehanelerin belli başlı türleri;

Mahalle kahveleri: hemen her mahallede açılan ve mahalle sakinlerinin çay, kahve içip, sohbet ettiği, kâğıt veya tavla oynayıp vakit geçirdiği özel mekanlardır. Tipik mahalle kahvehanesi tek katlı ahşap bir yapıdır. Özellikle Anadolu kahvehanelerinin girişinde bir “ayakkabılık” bölmesi vardır. Ayrıca yerden 25-30 cm yükseklikte, bağdaş kurup oturmaya yarayan “kerevit” bölmesi bulunur. Mekânın uygun bir köşesinde “kahve ocağı” ve karşısında mahallenin itibarlı kişileri için ayrılan “baş sedir” yer alır. Bu bölüm genellikle mahallenin ihtiyarları, cami imamı, medrese hocaları, ticaret erbabı ve bürokratlara ayrılmış sohbet köşesidir.
Kahve tezgâhı, kahve ocağı ve davlumbaz, fincan ve bardak rafları haricinde kahvehane içinde saç kesme, bıyık düzeltme ve basit yara pansumanların yapıldığı bir berber köşesi ve bir berber dolabı da bulunur. Aynı zamanda mahalle kahvehaneleri ile camiler arasında dini ve dünyevi ihtiyaçları karşılayan yakın bir ilişki mevcuttur. Mahalle kahvehaneleri dönemin en bildik sosyalleşme mekanıdır.

Esnaf Kahveleri: çeşitli meslek gruplarından iş arayan insanlar ve işverenlerin ortak buluşma noktasıdır. Bir nevi meslek erbapları arasındaki iletişimi sağlayan sosyal dayanışma kurumu özelliği taşır. Esnaf kahveleri ticari hayatın en canlı olduğu Haliç kıyıları ile çarşı ve hanların bulunduğu Beyazıt-Aksaray hattında bulunmakla birlikte Eminönü, Galata ve Üsküdar semtlerine de yayılmıştır. 
Esnaf kahvehanelerini birer lonca merkezi olarak görmek mümkündür çünkü hamallar, kayıkçılar, marangozlar ya da küçük üreticilerin toplanma yeridir. Berberler en yoğun şekilde mesleklerini Esnaf kahvehanelerinde icra etmişlerdir. Esnaf kahveleri ile İstanbul’un çarşı ve hanları arasında sıkı bir bağ vardır.

Yeniçeri kahvehaneleri: 17.yüzyılın ikinci yarısında gelişmeye başlayan kahvehane türü olup tulumbacı kahvehanelerinin ilk basamağı olarak kabul edilir. Yeniçeri Ocaklarının lav edilmesinden sonra yeniçerilerin işlettikleri kahvehanelerdir. Kahveci hangi yeniçeri bölüğüne mensupsa kahvehanenin girişine o bölüğün nişanı asılırdı. Yeniçeri kahvehaneleri 18.yy.dan itibaren bizzat Yeniçeri Kolluklarının denetiminde işletilen mekanlara dönüşmüştür. Yeniçerilerin bir askeri sınıf olmaktan hızla uzaklaşıp esnaflaşma sürecine dönüştüğü yıllarda bu mekanlar Bektaşi kültürünün de izlerini taşır. II.Mahmud zamanında Yeniçeri Ocakları ortadan kaldırılınca Yeniçeri Kahvehaneleri de yıktırılmıştır.

Tulumbacı Kahvehaneleri: 1826 yılında kaldırılan Yeniçeri Ocağı ile birlikte bu kuruma bağlı olarak görev yapan tulumbacı teşkilatı tarihe karışmıştır. Tulumbacı kahvehanelerini işletenler çoğunlukla sanat erbabı olup semtlerinde bulunan yangın tulumbacı teşkilatına bağlı çalışırlardı.

Aşık Kahveleri: saz şairleri ve ozanların toplandıkları kahvehanelerdir. Aşık kahvehaneleri günlük hayatın kültürünü şekillendirmede etkili olmuştur. Anonim halk edebiyatı ile tasavvuf ve divan geleneklerin birlikte yorumlandığı yerlerdir. Saz şairleri koşma, mâni, cenk türküleri ve destanlar gibi zengin bir repertuvara sahiptir. En güzel gazeller de gene bu kahvehanelerde okunurdu.

Aşık kahvehaneleri bir nevi taşranın sesi niteliğindedir. Eski İstanbul'da Aşık Kahvehaneleri gurbetçilerin uğrak yerlerinden olan Çemberlitaş ve Tavuk pazarı civarındaydı. Aşıkların kahvehanelerde saz çalıp deyişlerde bulunması, halk hikayeleri anlatması eski bir gelenek olarak Kars ve Erzurum illerinde hala varlığını sürdürmektedir.
 

Fotoğrafta Kars’ın saz aşıklarının karşılıklı atışması görülmektedir (1)

Yeniçeri kahvehanelerin geçirdiği dönüşüme benzer şekilde 1826 yılından sonra Aşık kahvehaneleri de Tanzimat döneminde Semai Kahvehanelerine dönüşerek kültür hayatını etkilemeyi sürdürmüştür.