Monna Rosa
Açma pencereni, perdelerini çek
Monna Rosa seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Monna Rosa, ben deliyim
Açma pencereni perdelerini çek…
…….
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
(Sezai Karakoç)
Sezai Karakoç’ ait “Tek Gül” anlamına gelen “Monna Rosa” uzunca bir şiir olduğundan sadece iki bölümünü paylaştık.
Şiirin bir özelliği dizelerin ilk harfleri yukarıdan aşağıya doğru sırayla okunduğunda anlamlı bir sözcük veya özel ad oluşturmasıdır. Edebiyatta bu sanata “akrostiş” denir.
Şiirin bir diğer özelliği ise aynı kıza âşık olan iki şairin aralarında yaptıkları gizli anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre kızın gönlünü kazanamayan kendinden bir şey eksiltecektir.
Ne var ki genç Cumhuriyet’in idealist kızı Muazzez iki aşığa da karşılık vermez. Bu karşılıksız aşk Cemal Süreyya’yı soy adından bir “y” harfini eksiltmek zorunda bırakırken, Sezai Karakoç’un kaleme aldığı bu şiir de tarihe mal olur.
Muazzez Akkaya ise Türk Edebiyatı’nın “Monna Rossa” sı olarak iz bırakır. Şu bir gerçek ki o dönem kadınlarının asil duruşu, sade şıklığı ve zarafeti insana şiir yazdıracak kadar güzel.
Ne bas bar bağıran bir makyaj ve dekolte ne bir estetik müdahale ne de kendi bedenini teşhir etme ihtiyacı. Asil bir duruş, son derece ölçülü ve seviyeli bir giyim stili. Şimdilerde pek kalmayan gerçek tarz sahibi kadınlar.
Ankara/Siyasal Bilgiler Fakültesinde geçen bu öykünün baş kahramanı “Muazzez Akkaya” yine aynı fakülteden bir arkadaşıyla mutlu bir evlilik yapar ve dört çocuğu olur. Sezai Karakoç ise hiç evlenmez.
Yıllar sonra iki şairin aşkına mazhar olan Muazzez Akkaya, Cumhuriyetin 100 yıl döneminde “Türk Kadınları” için bu mahrem şiirin öyküsünün yayımlanmasına izin verir. Bu karşılıksız aşk Emine Öte tarafından kitaplaştırılır.
1950’lilerin gelişmekte olan Türkiye’sinde Maliye ve Hukuk Eğitimi gören, kendi ayakları üzerinde durmasını öğrenen Muazzez Akkaya o dönem hakkında şunları söyler;
“Ciddi yokluk ve zorluklarla mücadele etmiş, Genç Cumhuriyetin çocukları, gururlu bir nesildik”
Ayrıca Kurtuluş Savaşına katılan babasının “İstiklal Madalyası” bulunduğunu belirterek ailesinin Cumhuriyet’in kıymetini bildiğini ve okumak isteyen kız çocuklarına hep destek olduğunu, kızlara, kadınlara değer veren Cumhuriyetle birlikte çok mutlu olduklarını vurgular.
Kaynakça:
1) Mahrem Şiir Monna Rosa
2)Gazete Duvar-Muazzez Akkaya 70 yıl sonra ilk kez konuştu












Yorum Yazın