Eylül Esintisi - Muhteşem Üçlü; Astronomi-Kozmoloji-Astroloji (II)

Muhteşem Üçlü; Astronomi-Kozmoloji-Astroloji (II)

Muhteşem Üçlü’nün birbirine benzer yanları bulunmakla birlikte hiçbiri bir diğeri ile özdeş değildir. Aralarındaki bağ kıl kadar ince ama çelik kadar kuvvetlidir.

Astronomi ve Kozmoloji arasındaki bağlantı:

Astronomi ve kozmoloji birbirine yakın iki bilim dalı olmasına rağmen araştırma alanları, kaynakları, oluşumları ve terimleri incelendiğinde farklı oldukları görülür.

Astronomi bilimi gök cisimlerinin keşfedilmesi ve tanımlanması üzerine kuruludur. Bu nedenle uzaydaki tüm gök cisimlerini gözlemler, inceler ve sınıflandırır. Bu alanda çalışırken fizik, kimya, matematik vb farklı disiplinlerin yardımına ihtiyaç duyar.

Kozmoloji bilimi ise evrenin oluşumunu, yapısını, geçmişini ve geleceğini inceler. Evrenin bütünsel olarak kavranmasını hedefler ve bu alanda çalışırken fizik, astronomi, kimya, matematik gibi farklı disiplinlerden yararlanır.

Günümüzde kozmoloji evrenin iki kaynağı olarak gösterilen karanlık madde ve karanlık enerji üzerinde çalışırken, astronomi daha ziyade galaksiler, gezegenler, yıldızlar ve gök cisimlerinin tayf ölçümüne odaklanır.

Herşeyin herşeyle etkileşim içinde olduğu bir evrende yaşadığımızdan astronomi ile kozmoloji iş birliği kaçınılmazdır. Evrende her ne varsa dolaşır, akar ve birbirine çevrilir…

Anaksagros’un deyişiyle;

“Her şey her şeydedir=pan en panti”

Astronomi ve Astroloji bağlantısı:

Tarihsel akış içinde incelediğimizde Astronomi ve Astroloji asırlar boyu aralarında kesin bir ayrım olmaksızın birlikte yol almıştır. Günümüzde aralarındaki bağ kopartılıp atıldığından bu ayrım kesinleşmiştir.

Astronomi özde bilim, astroloji sözde bilim olarak etiketlendiğinden biri bilimin çocuğu olarak saygı görürken diğerine sokak çocuğu muamelesi reva görülmüştür.

Dün astroloji ile birlikte paylaştığı üniversite kürsüsü geçmişini unutan astronomi, bugün bilimin çocuğu olmanın verdiği üstenci tavrıyla astrolojiye tepeden bakmayı ve hor görmeyi sürdürmektedir…

Carl Sagan’ın deyişiyle;

“Astronomi bir bilimdir. Evreni olduğu gibi inceler. Astroloji ise sözüm ona bilimdir, kanıt yokluğu karşısında öteki gezegenlerin bizlerin günlük hayatını etkilediği savında olan sözde bir bilim. Batlaymus’un zamanında astronomi ile astroloji arasındaki ayrım kesin değildi, bugünse bu ayrım kesindir.”

Prof. Carl Sagan’ın, tıbbın babası Hipokrat’ı, bir orta çağ hurafesi olarak gördüğü astrolojiden cımbızla çekip çıkarma çabası ise ilginçtir. Sagan, “Kozmos/Evrenin ve Yaşamın Sırları” adlı kitabında Hipokrat ile astroloji arasındaki güçlü bağı isteksizce dile getirir;

“Hipokrat kurduğu tıp okulunda oldukça başarılı sonuçlar sağlıyor, bu okulun çağdaş fizik- kimya ve (*) bilimine eş değerde tutulmasını istiyordu.

Normal cümle içinde kullanmaktan kaçındığı sözcüğü dip not olarak düşer;

(*) Ve astroloji diye eklememiz gerekir; çünkü o zamanlar bilim olarak kabul edilip büyük yaygınlık kazanmıştı. Hipokrat aynı zamanda, insanların yıldızların gökte görünüp görünmeyişi durumuna karşı da kendilerini korumaları gerektiğini söylerdi.

Anthony Grafton ise “Yıldızların Efendisi-Rönesans Astroloğu Giordana Cardano’nun Yaşamı” adlı kitabında bu konuya şöyle atıfta bulunur;

“İtalyan Üniversitelerinin Sanat ve Tıp fakültelerinde [İyi bir doktorun bilmesi gereken] astroloji, alışılmış bir doğa bilimi dersi olarak normal müfredatın bir parçasıydı”

Hipokrat, Paracelsus, Culpeper, Nostradamus, Cardano, Franz Anton Mesmer, Carl Gustav Jung ve daha pek çok hekim tıp alanında astrolojiden yararlanmıştır. Hatta Jung zorlu vakalarda astrolojiden yararlandığından meslekdaşlarının eleştirilerine maruz kalmıştır.

Aynı şekilde Newton, Kepler, Einstein gibi gök bilimciler de astroloji ile ilgilenme ihtiyacı duymuşlardır. Hatta Carl Sagan Kepler için şu sözleri sarf etmiştir;

“Kepler, bilimsel astrologların sonuncusuyken, ilk astrofizikçi oldu”

Örnekler istenirse daha da çoğaltılabilir. Carl Sagan'ın bir tanımlaması bilinçli olmasa da bilinçaltıyla astrolojiyi teyit eder niteliktedir;

“DNA’mızdaki nitrojen, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, elma kekindeki karbon göçen yıldızların içinde üretilmiştir. Yıldızlardaki malzemedir yapımızda var olan”

Madem ki insan denen varlığın yapı harcı yıldızlardaki malzemedir, öyleyse gök cisimleri titreştiğinde dünya gezegeninde soluyan insanların bu etkiye tepki vermemesi mümkün müdür?

DNA'mızdaki nitrojen, kanımızdaki demir, kemiklerimizdeki kalsiyum, dokularımızdaki oksijen, karbon, hidrojen, fosfor, sodyum, magnezyum, potasyum gibi birçok temel elaman bu etkiye kayıtsız kalabilir mi?

Aksi taktirde bir avuç “yıldız külünden ibaret” oluşumuzun ne anlamı kalır?

Dünyamızın kendisi de bir gezegen olduğuna ve üzerinde yaşayan canlılar da yıldız doğasına sahip olduğuna göre gökyüzü titreştiğinde yeryüzü buna kayıtsız kalamaz.

İşte tam da bu noktada astronominin astroloji ile iş birliği yapması gerekir zira evrenin dili semboliktir. Astroloji ise evrenin en kadim sembol dilidir. Bu sembol dili kavranmadan evrenin gizemlerini çözmek sonu gelmez bir uğraş olarak kalır.

Erich Fromm'un muhteşem tespitiyle;

"Sembol dilinin, herkes tarafından öğrenilmesi gereken tek yabancı dil olduğu inancındayım"

Bilim dünyası sembol dilinin bütün dillerin anası olduğu gerçeğini kabule yanaşmadığı sürece kekeleyecektir... 

Astroloji ve Kozmoloji Bağlantısı:

İnsan kozmik bir varlık olduğundan ancak kozmik ölçekte anlaşılabilir. Dolayısıyla astroloji ile kozmoloji arasında sarsılmaz bir bağ vardır.

Bilim insanlarının tespitine göre cildimizin her bir santimetrekaresinden 60 milyar nötrino geçer. Nötrino evreni dolduran, elektrik yükü sıfır, en küçük ve en gizemli atom altı temel parçacıktır. Göze görünemez olduğundan “hayalet parçacığı” olarak da adlandırılır (*)

Bu şu demektir biz pek farkına varmasak da koskoca evren parça parça içimizden öylece akıp geçmektedir… İşte astroloji bu muazzam evrensel akışı kavramaya yardımcı en etkili sistemlerinden biridir.

Astroloji sadece enlem ve boylamlar vasıtasıyla evrendeki konumunuzu belirlemekle kalmaz aynı zamanda uçsuz bucaksız gökyüzünü tutar içinize döşer…

Bilim insanları evrende 100 milyar civarında galaksi bulunduğunu ve bu galaksilerin de milyarlarca yıldızdan oluştuğunu söyler. Samanyolu galaksisi bunlardan sadece birisidir ve eteklerinde Güneş sistemimiz yer alır.

Güneş sisteminin merkezinde Güneş ve etrafında belirli bir yörüngede dönen gezegenler vardır. Ayrıca gezegenlerin etrafında da uydular, asteroitler, göktaşları, tozlar ve gaz bulutları dolanır.

Öyleyse nasıl oluyor da tüm kâinat, kâinatta bir toz zerresi kadar bile yer tutmayan insanın hücrelerine sığabiliyor?

Tıpkı Stanlislav Grof'un işaret ettiği gibi;

"Tek bir hücre tüm bir galaksi gibi ve tüm galaksi de tek bir hücre gibi"

İnsan fiziksel yapısı itibariyle yeryüzü haricinde yaşamaya uygun olmasa da zihinsel yapısı itibariyle yeryüzünden çok ötelere uzanarak evrende her şeyi kapsayan holotropik enerji kaynağına ulaşabilir çünkü şuuru kafatasıyla sınırlı değildir ama çoğu insan bu gerçekten bihaberdir…

Kuşkusuz evrenin gizemini çözebilmek hiç sonu gelmeyen bir uğraştır. Bir soru cevaba kavuşurken, bin soru sisteme dahil olur. Bu sonu gelmez arayışa tek bir bilim dalı asla yeterli olmaz. Görüş ufkumuzu genişletmek, görünenin ötesini görebilmek için disiplinler arası iş birliği esastır. Bu bağlantıyı tesis etmede ve evrenin gizemlerini çözmede koordine bir çalışmaya öncülük edecek muhteşem üçlü;

Astronomi, Kozmoloji ve Astroloji'dir.  

 Dipnot;

(*) Nötrinalar çoğunlukla yıldızların içinde oluşan parçacıklardır. Işık hızına yakın fakat ondan daha düşük bir hıza sahiptir. Maddenin içinden düşük düzeyde etkileşerek geçerler. Bir nötrinonın sıradan bir madde ile çarpıştığı nadir durumlarda dairesel hayaletimsi bir ışık çakması ortaya çıkar. Sadece Güneşte meydana gelen füzyon reaksiyonlarından oluşan nötrinolar Dünya üzerinde santimetre kare başına 65 milyardır. Atmosferik nötrino dışında doğal nötrino kaynağı süpernovalardır. Doğal kaynaklarının dışında parçacık hızlandırıcıları kullanılarak da nötrino demetleri oluşturulmaktadır. Standart modele göre nötrinolar 3 tiptir; elektron nötrinosu, müon nötrinosu ve tau nötrinosu. Nötrinoların bir önemli özelliği de salınım yapmalarıdır.

Kaynakça:

1) Nazan Öngiden -Yıldızlardaki Malzemedir Harcımızda Var Olan

2) Nazan Öngiden- Eylül Esintisi 1-2-3 Ciltler

3) Carl Sagan- Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları

4) Christopher Galfard- Evren Avucunuzda

5) Michio Kaku- Geleceğin Fiziği

6) Michio Kaku- Zihnin Geleceği

7) Michio Kaku- Paralel Dünyalar

8) John Gribbin – Çoklu Evrenler

9) www.olağanüstükanıtlar.com- Astronomi ve Kozmoloji Arasında Ne Fark Vardır?

 

 

ÖNCEKİ YAZI Muhteşem Üçlü; Astronomi-Kozmoloji-Astroloji SONRAKİ YAZI Tek Boynuzlu (Monoceros) ve Tavşan (Lepus) Takımyıldızları
Harika Bir Talihsizlik (XII)
Harika Bir Talihsizlik (XII)
12.06.2024 10:52:57
Harika Bir Talihsizlik (XI)
Harika Bir Talihsizlik (XI)
06.06.2024 13:47:20
Harika Bir Talihsizlik (X)
Harika Bir Talihsizlik (X)
29.05.2024 11:37:23
Yorum Yazın