Eylül Esintisi - ZAMAN YAY İKEN...  (2)

ZAMAN YAY İKEN... (2)

Yay burcunun inanç ve anlam duygusu çok kuvvetlidir. Bu Tanrıya inanç, evrene inanç, insana inanç ve hayatın yaşamaya değer olduğuna dair sarsılmaz bir inançtır. Sağlam anlam duygusu ve inancı Yay’ı, hiçlik (nihilizm) den korur bu nedenle kolayına anlam bunalımına düşmez. Yay burcu var oluşsal kaygılarla en iyi başa çıkabilme yolunun inanç ve anlamdan geçtiğini içgüdüsel olarak bilir. Evrendeki hiçbir mekanizmanın insanoğlunun aleyhine çalışmadığına inanır ve her şerde bir hayır görür. Bakış açısı pozitiftir. Bunlar insanı ayakta tutan ve iyi hissetmesini sağlayan olumlu özelliklerdir. Ancak aşırı genişleme ve gerçekçi olmayan beklentiler de bu burcun tuzaklarıdır. Yay burcu bazen  “Her şey olacağına varır” eğilimiyle sorumluluk ve uygulamadan kaçabilir. Yay'ın "yarın" a olan bitip tükenmez umudu onun çoğunlukla bugün halletmesi gereken işleri ve meseleleri yarına ertelemesine sebep olur.

Yay burcu ya da Yay burcu enerjisi güçlü olan (Ay-Ay düğümleri-Yükselen-Tepe noktası Yay ile Yay burcu veya dokuzuncu evde gezegen birikimi), gözünden hiç çıkarmadığı pembe gözlükleri ile iflah olmaz bir idealist ve popüler optimisttir. Zaten Jüpiter doğum haritamızın neresinde yer alıyorsa orada korunduğumuz hissine kapılırız. Sanki Jüpiter'in bulunduğu yer kimsenin kılımıza bile zarar veremeyeceği "Melekler diyarı" gibidir. Bu korunaklı bölgede her şeyi garantide sanıp rehavete kapılabilir ve tembelliğe düşebiliriz. Genellikle Yay burcu enerjisi yoğun olan insanlar etrafını saran karamsar ve kötümser bulutları aşırı iyimser bir tavırla dağıtabilir. Bazen de gerçek yaşam koşullarına uymayan, abartılı bir ruh hali içine girebilir ve ayağı yerden kesilerek bulutların üzerinde sarhoş dolaşabilir. Dışarıdan bakıldığında bu kendini aşırı canlı ve iyi hissetme (öfori) haline vücuda giren uyuşturucu bir maddenin sebep olduğu düşünülse de bu her zaman doğru bir tespit olmayabilir zira bazen bu hal kişinin doğal yapısından (endorfinler= iç morfin) kaynaklanabilir. Bilhassa bünyesinde bol miktarda Jüpiter-Neptün afyonu (*) bulunan kişilerin sıkça muhabbet denizleri taşabilir ve sevgi molekülleri havada uçuşabilir. Çiçeği, böceği, eşini, yarini, onu, bunu, şunu, karşısına çıkan her şeyi sever, ortalıkta sevilmedik bir şey bırakmaz! Jüpiter'in Neptün ile olan partil kavuşumu (aynı zamanda gezegen tutulması da söz konusu ise) doğum haritasın hem lütuf hem de lanet kaynağı olabilir!

İnsanın kendini sürekli karamsar, kötümser ve çökkün bir ruh hali içinde hissetmesi ne kadar gerçekçi değilse, sürekli iyimser, hafif ve mutlu bir ruh hali içinde hissetmesi de bir o kadar gerçekçi değildir. Yaşamın dinamiği de zaten böyle bir şeye izin vermez çünkü yaşam acısıyla tatlısıyla, kederiyle sevinciyle bir bütündür. Bir kutba kayıp, diğer kutbu reddetmek sağlıksız bir durumdur. İster pozitif isterse negatif olsun, bir uçta takılıp kalmak aslında yaşamı "askıya almak" demektir. Bu dünyada "yaşam ustalığı" diye bir şey varsa bu; iç içe devinen pozitif ve negatif kutupların yerine ve dozuna uygun bir biçimde yaşanması olabilir ancak. Nasıl ki kalp elektrosunda düz çizginin anlamı ölümse, ancak bu çizginin inişli çıkışlı grafiği yaşam belirtisi olarak kabul görüyorsa... işte aynen öyle...

(*) Jüpiter-Neptün kavuşumunu, Yay-Balık kombinasyonu olarak da düşünebilirsiniz. Jüpiter hem Yay hem de Balık burcunu yönettiğinden bu kombinasyonun özel etkilerine Balık burcu bölümünde daha ayrıntılı yer verilecektir.

ÖNCEKİ YAZI SEVGİ SONRAKİ YAZI SEMAZENLER
Harika Bir Talihsizlik (XII)
Harika Bir Talihsizlik (XII)
12.06.2024 10:52:57
Harika Bir Talihsizlik (XI)
Harika Bir Talihsizlik (XI)
06.06.2024 13:47:20
Harika Bir Talihsizlik (X)
Harika Bir Talihsizlik (X)
29.05.2024 11:37:23
Yorum Yazın